Türk vatandaşlarının reddedilen Schengen vizesi başvuruları nedeniyle her yıl milyonlarca avro geri alınamayan başvuru ücretine dönüşüyor. Uzmanların hesaplamalarına göre yalnızca konsolosluk ve aracı kurum ücretlerinden kaynaklanan yıllık kayıp yaklaşık 17 milyon avro. Başvuru sürecindeki tüm masraflar da hesaba katıldığında bu rakamın 130 milyon avroya kadar ulaştığı belirtiliyor. Peki bu para Türkiye’de kalsaydı hangi kamu yatırımlarına dönüşebilirdi?
Schengen vize reddine ödenen milyonlar Türkiye’de kalsaydı kaç okul, yurt ve hastane yapılabilirdi?
Schengen vizesi başvurularında ödenen ücretler, başvuru reddedildiğinde iade edilmiyor.
Bugün bir Schengen vizesi başvurusu yapan kişi;
- konsolosluk harcı,
- aracı kurum hizmet bedeli,
- biyometri işlemleri,
- tercüme,
- noter,
- kargo,
- fotoğraf,
- ulaşım,
gibi kalemler nedeniyle yüzlerce avroluk masraf yapabiliyor.
Bu nedenle reddedilen her başvuru yalnızca bireysel hayal kırıklığı değil, aynı zamanda ülke ekonomisinden çıkan bir kaynak olarak da değerlendiriliyor.
17 milyon avro ile neler yapılabilir?
Yaklaşık 17 milyon avro (yaklaşık 800 milyon TL, kur değişkenlik gösterebilir) büyüklüğündeki bir kaynakla örnek olarak şu yatırımlar gerçekleştirilebilir:
| Yatırım | Yaklaşık Adet |
|---|---|
| Modern aile sağlığı merkezi | 20-30 |
| 8 derslikli ilkokul | 8-10 |
| Anaokulu | 15-20 |
| Köy okulu yenilemesi | 80-120 |
| 112 Acil Sağlık istasyonu | 25-35 |
| Tam donanımlı ambulans | 150-200 |
| İtfaiye aracı | 40-60 |
| Öğrenci bursu (1 yıllık) | 10 binden fazla öğrenci |
Bu rakamlar kamu kurumlarının son yıllardaki yaklaşık yatırım maliyetleri esas alınarak hazırlanmış örnek karşılaştırmalardır.
130 milyon avro ile ortaya çıkabilecek tablo
Toplam ekonomik kaybın ulaştığı belirtilen 130 milyon avro ise çok daha büyük bir yatırım gücüne karşılık geliyor.
Yaklaşık 6 milyar TL’nin üzerinde bir kaynakla örnek olarak:
| Yatırım | Yaklaşık Adet |
|---|---|
| 16 derslikli okul | 35-45 |
| Öğrenci yurdu | 12-18 |
| Yaşlı bakım merkezi | 20-30 |
| Aile sağlığı merkezi | 180-220 |
| Anaokulu | 120-150 |
| Köy okulu yenilemesi | 700’den fazla |
| Tam donanımlı ambulans | 1.300-1.500 |
| Sosyal konut | 800-1.000 |
| Kültür merkezi | 20-25 |
| İlçe kütüphanesi | 60-80 |
Bu örnekler, aynı büyüklükteki kamu yatırımlarının yaklaşık maliyetleri esas alınarak hazırlanan karşılaştırmalı hesaplamalardır. Gerçek maliyetler ihale bedelleri, şehir ve proje kapsamına göre değişiklik gösterebilir.
Sadece para değil, zaman da kaybediliyor
Ekonomik kayıpların yanında;
- iptal edilen uçak biletleri,
- kullanılamayan otel rezervasyonları,
- kaçırılan fuarlar,
- ertelenen ticari görüşmeler,
- akademik programlar,
- kültürel etkinlikler,
gibi dolaylı zararlar da milyonlarca avroyu bulabiliyor.
Uzmanlar, bu kayıpların doğrudan hesaplanmasının güç olduğunu ancak Türkiye’nin uluslararası ticari ve akademik hareketliliğini olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.
İş dünyası uzun süredir çözüm bekliyor
Özellikle ihracatçılar, sanayi odaları, turizm sektörü, akademisyenler ve kültür-sanat kuruluşları, Schengen vize süreçlerinin hızlandırılması ve uzun süreli çok girişli vizelerin yaygınlaştırılması çağrısında bulunuyor.
Son yıllarda Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yürütülen temaslarda iş insanları, öğrenciler ve araştırmacılar için vize süreçlerinin kolaylaştırılması sık sık gündeme gelse de, Türk vatandaşları açısından henüz kapsamlı bir değişiklik hayata geçirilmiş değil.
Değerlendirme
Schengen vizesi başvurularında ödenen ve ret halinde geri alınamayan ücretler, ilk bakışta bireysel bir maliyet gibi görünse de toplamda milyonlarca avroluk ekonomik kayba dönüşüyor.
Bu durum yalnızca seyahat özgürlüğü tartışmalarını değil, aynı zamanda ekonomik kaynakların verimli kullanımı konusunu da yeniden gündeme taşıyor. Her yıl yurt dışına aktarılan bu kaynakların, eğitimden sağlığa, sosyal konuttan afet altyapısına kadar birçok alanda kamu yatırımlarına dönüşebilecek büyüklükte olması dikkat çekiyor.
Vize reddi nedeniyle ortaya çıkan ekonomik kayıp, yalnızca konsolosluk ücretlerinden ibaret değil. Süreç; vatandaşların zamanını, iş fırsatlarını, eğitim planlarını ve uluslararası hareketliliğini de etkiliyor. Türkiye ile Avrupa arasındaki yoğun ticari ve sosyal ilişkiler dikkate alındığında, vize süreçlerinin daha öngörülebilir ve erişilebilir hale gelmesi, hem bireyler hem de ekonomik ilişkiler açısından önemini koruyor.
