Notice: Undefined index: layout_mood in /home/erkinses/public_html/wp-content/themes/viewtube/header.php on line 186

Remzi Uysal / Hamburg-Lübeck | Erkinses

Bugün aralarında Çınar’ın da olduğu bir grupta, Hamburg’da bir gezinti yapacağız.

Amaç, TÜRGEM çocuk grubumuzun büyük ve bir liman kentini tanımaları.

Belediye sarayını ziyaret edip, gemi ile Elbe nehrinde bir gezinti yapıp, DOM açık ise, çocukların eğlenceli bir zaman geçirmelerini sağlamak istiyoruz.

Tren içinde dağınık yerlere oturduk. Çınar ile biz aynı sırada, yan yana seyahat ediyoruz.

Hava da güzel. Isı, +17 derece olup, az bulutlu. Yağış yok.

Hamburg, çok ilginç ve kozmopolit bir liman kent.

Amerika’nın keşfinden önce küçük bir balıkçı köyü olan Hamburg, Amerika’nın keşfinden sonra gelişip, dünyanın önemli bir liman kentine dönüşür.

Dolaştığımız alanlarda, Alman vatandaşından fazla yabancılarla karşılaşıyoruz.

Bana yıllar önce bir tanıdığımız, kendisine
Türkiye’de izinde iken: “Almanya nasıl diye sormuşlar.” O da; “Almanya’da Alman’dan fazla Türk var” dediğini hatırladım.

Demek ki o tanıdığımız, gidip geldiği ve alış veriş yaptığı yerlerde, Alman vatandaşlarının pek uğramadığı alanlarda o kanaata varmış olmalı.

Bazı kentlerin belli alanlarında, gerçekten Alman’dan dazla yabancı görmek mümkün.

Hamburg’un Belediye ve aynı zamanda görkemli Kent Eyalet Parlamento binasını ziyaret etmeden, binanın önündeki büyük meydanda, Çin parti devlet yönetiminin, ölüme mahküm ettiği hükümlülerin organları ile ve genellikle Batılı ülkelerle yapılan organ ticaretini protesto eden ve çoğunluğu Çinli olan “Falun Dafa” adlı bir grubun müzik – bando takımlı protestosu ile karşılaştık.

Bu protesto şekli ve nedenini ilginç bulduk.
Aralarında iyi Almanca bilen bazı görevlilerle görüşüp, bilgi edindik.

Programımızda değişiklik yapıp, limanda tekne gezintisi yerine, çift katlı otobüs ile ve 1,5 saat süren ve kentin tarihi ve sosyo ekonomik durumunun anlatıldığı, Alster gölünü çevreleyen, Reperbahn içinden geçen ve limanı seyredip, bilgi edindiğimiz kent içi bir seyahate karar verdik.

Grubumuzun, Ailesinin 3 yaş ve 3 aylık olduğunun söyledikleri en küçük üyesi Rosa, üst katında oturduğumuz üstü açık otobüste, çevreyi izler ve banttan verilen kenti tanıtan konuşmaları dinlerken; “Şoför yok! Şoför nerde?” diye bağırması ile kendimize geldik. Ve böylece Rosa’nın ilginç gözlemlemesine tanık olduk.

Çocuklar ile yaptığımız bu seyahatimiz, biraz da yorucu geçmesine rağmen, iyi, neş’eli ve bilgilendirici güzel bir Cumartesi günü yaşamamızı sağladı.

Çocuklar; yarının büyükleri olup, geleceğimizdir.

Leave a Reply