Kuzey Ren Vesfalya’nın (Nordrhein-Westfalen) Meschede kentinde, Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) vakfının desteğiyle Hamm ve çevresi Türk Sosyal Demokratlar Derneği tarafından ‘Almanya’da göçle değişen nüfus yapısı ve topluma yansılamaları’ konulu bir seminer düzenlendi.
Sosyal danışman ve gazeteci Mehmet Tanlı’nın yönettiği seminere konuşmacı olarak katılan sosyal danışman İbrahim Baysan, Almanya’daki göç ve göçmenlerin topluma etkileri ve ülkedeki göç ve göçmenler ile ilgili güncel gelişmeler hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
Almanya ve dünyanın farklı coğrafyalarına yönelik göç dalgasının ve koşulları ile nedenlerinin rakamlarla anlatıldığı seminere, çoğunluğu emekli öğretmenlerden oluşan dernek üyeleri ve halk katılım gösterdi.

Seminerin açılış konuşmasını yapan Mehmet Tanlı göç ve göçmenliğin şu anda dünyanın bir çok ülkesinde gündemin ilk 3 konusundan birisi olduğunu söyleyerek, farklı ülkelerin bu soruna nasıl yaklaştığına ve kaliteli göçmen iş gücüne Alman ekonomisinin hala ihtiyacı olmasının önemine değindi.
Eğitimli göçmenler kültürel bir zenginliktir
Tanlı, ‘‘Çeşitli ülkeler, kuzey-güney, doğu-batı arasındaki ve ülkelerin içindeki bölgeler ile gelir dağılımı, yoksulluk, gelecek korkusu ve bir çok ülkede antidemokratik uygulamalar sürdüğü müddetçe göçler son bulmayacaktır. Her göçmenin bir hikayesi var. Düzenli göçler ve gerçekçi entegrasyon politikaları ile yeni gelen bu insanları topluma, iş piyasasına kazandırmak mümkün. Bu da var olan refahın korunmasını sağlar. Kaliteli, eğitimli göçmen geldiği toplum için kültürel bir zenginliktir‘‘ dedi.
Göç nüfusu etkiyor, süreç iyi yönetilmeli
Baysan ise ‘‘Bir çok ülke gibi Almanya’da uluslararası göç ve sığınmacıların sorunlarıyla mücadele ediyor. Almanya’nın karşı karşıya kaldığı göç ve insan hareketlilikleri ile ilgili konular ne ilk ne de son olacaktır. Ayrıca hem Almanya’nın geçmiş tarihinde hem de dünyanın diğer bölgelerinde yaşanmış benzer durumların olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Almanya’ya resmi göç 1955’te başlamıştır. Buraya İtalya, İspanya, Yunanistan, Portekiz, Türkiye, Yugoslavya ve Fas’tan (Morokko) gelen 1. kuşak göçmenler iş güçleriyle, savaşta yerle bir olan Almanya’yı yeniden ayağa kaldırmışlardır. Almanya dev ekonomisiyle, sosyal haklarıyla cazip bir göç ülkesidir. Evet, göç nüfussal yapıyı değiştirmektedir. Önemli olan bu süreci iyi yönetmektir‘‘ dedi.
Seminer kapsamında göç sosyolojisinin temel kavramları ve teorilerinin yanı sıra Almanya ve dünyadaki insan hareketlilikleri ve göç politikaları kavramsal ve kuramsal çerçevede tartışıldı.
Hotel Hennedamm‘ da gerçekleşen seminerde, göçün ve göçmenlerin Almanya ve Türkiye’deki mevcut durumu tartışılıp Alman devletinin bu konuya yönelik politikaları, çalışmaları ile iletişim ve göç ilişkisine de değinildi.
Meshededeki seminer Almanya’daki yeni hükümetin kurulması, seçim sonuçları, ırkçı olarak yaftalanan aşırı milliyetçi AfD partisinin konumu ile soru yanıt bölümüyle son buldu.
Haber ve fotoğraflar: Mehmet Tanlı
www.erkinses.com
