Notice: Undefined index: layout_mood in /home/erkinses/public_html/wp-content/themes/viewtube/header.php on line 186
Afganistan’da yaşayan milyonlarca kız çocuğunun eğitim hakkı kısıtlandı. Kız çocukları daha çocuk olduklarını fark edemeden büyük sorumluluklarla tanışıyor. Ev işlerinin yanısıra 12, 13 yaşına vardıklarında pek çoğu evlendiriliyor. Kız çocuklar başlık parası ile alınıp satılıyor. Dövülüyor, horlanıyor, varlığı ‘günahmış’ gibi kabul ediliyor.
 
Doğuştan gelen bir suçluluk ve eziklik psikolojisi ile çağ dışı bir şekilde büyüyorlar. Erkek kardeşleriyle bir sofraya oturamamıyor. Erkek akrabaları ile değil oyun oynamak, onlara bir selam dahi veremiyor, başını kaldırıp insan yüzüne bakamıyorlar. Sürekli korku, fiziksel ve sözlü bir şiddetle sindiriliyorlar. Üzerinde şiddet temelli deneyler yapılan bir denek gibi.
 
Afganistan’da fareler kız çocuklarından daha özgür!
 
Artık kadınların yer aldığı televizyon filmleri ve dizilerin gösterilmesi de Taliban tarafından yasaklandı.
 
Afganistan’da eğer bir kız olarak dünyaya geldiyseniz hiç bir seçeneğiniz yoktur.
 
Kararlar ebeveynler, büyük kardeşler ve Tanrı ile insanlar arasına karanlık duvarlar ören sözde din adamları tarafından alınır ve kızlar uygular.
 
Afganistan’da kızlar erkek gibi büyür. Onlar evlenene kadar ebeveynlerinin, ‘satıldıktan’ sonra kocalarının, doğum yaptıktan sonra çocuklarının kölesidir.
 
Afganistan’da kız olarak doğmak ‘günah olmasa da’ insanlar eliyle oluşturulan bir cehennemde yaşamak ve asla sesinizi çıkarmamakla yükümlüsünüz.
 
Adına ‘İslam Devleti’ denilen ülkeler, sözde İslam Şeriatı’nı uygulayanlar, sanki insanlar İslam’dan soğusun, Müslümanlığı terk etsin, Müslüman olmayanlarda İslam hakkında olumsuz düşünsün diye özel bir çaba sarf ediyor.
 
Yaptıklarının, inandıklarının neredeyse tamamımın Kur’an’da bir yeri yok. ‘Kuran’da yeri var’ diye savundukları da hurafe ve bid’at ile şekillenmiş mezhepleriyle kavrayıp, bedevi geleneklerini ve müşrik inançlarını din sanan sözde alimlerin kalemlerinden çıkmış olan tefsir ve meallerden başka bir şey değil.
 
Onlar öyle bir karanlığa saplandılar ki, aydınlığın mesajını bile geçersiz kılmaktan geri durmadılar.
 
Şimdi birileri söyleyecektir, ‘İslam bu değil’ diye. Peki, İslam nedir?
 
Eğer İslam iyi ve doğru ise Müslümanların durumu nedir?
Peki, Müslümanlar neden Müslüman?
 
Gerçekten iman ettiklerini iddia ettikleri Kuran’ı Kerim’i okuyup, öğütlerini ve kurallarını anlayıp uyguladılar mı?
 
Yani, şimdi onlar Allah’ın son elçisini ve ondan önce gelen elçileri iyi tanıyor, onları bir baba, öğretmen, peygamber, dost, arkadaş, sırdaş, iş arkadaşı, yönetici, dede, bir devrimci olarak örnek alıyorlar mı?
 
Elçi, eşleri, çocukları ve torunları ile nasıl yaşadıysa şimdi Müslümanlarda böyle mi yaşıyor?
 
Soruyorum sizlere; Allah’ın elçisi hangi eşini dövdü? Hangilerine sövdü? Fatıma’ya işkence mi yaptı da siz kız çocuklarına bu dünyayı cehennem ediyorsunuz?
 
Hasan ile Hüseyin’i köle mi yaptı? Onların psikolojisini mi bozdu, yoksa onlarla arkadaş mı oldu? Hatta tüm çocuklarla arkadaş olan, yüzü her zaman gülen, insana mutluluk veren, iyilik güneşi gibi karanlıkları aydınlatan, yürekleri ısıtan, varlığı insanlara büyük bir armağan olan sevilen biri miydi… yoksa nefret edilen biri mi?
 
Allah’ın elçisi güzel ahlakın kaynağı ise bu toplumdaki ahlaksızlığın nedeni ne?
 
Bir yerlerde bir sorun var. Sorunun ana temeli yalan ve ikiyüzlülükte saklı!
 
Asla okumadığı, anlamadığı bir kitaba iman ettiklerini söyleyenler bankalardan aldıkları kredinin koşullarını imzalarken satır satır, cümle cümle okuyor, okuyup anlamadan imza atmıyor. İnce eleyip sık dokuyor, bununla ilgili her şeyi iyice araştırıyor. Ancak sıra Kur’an’a gelince onu ölülere okuyor yada genelde başkalarına okutturuyor. Demek ki bu Kur’an akıllara ve yaşayanlara değil, mezarlıklara ve ölülere, çürüyüp yok olacak bedenlere indirilmiş olmalı! Öyle mi?
 
Müşrikler neden müşriktir?
 
Çünkü ebeveynlerinden, atalarından, geleneklerinden gördüklerini devam ettirdiler. İnançlarına yalan ve hile bulaştı. Tek Tanrı inancına ortaklar edindiler. Düşünmediler. Düşüneni, sorgulayanı, araştıranı, devrimcileri sevmediler. Her aydınlık fikir ile savaştılar. Karanlığın askeri oldular. Bunu ise düzeni korumak ve sapık inançlarını yaşatmak için yaptılar.
 
Müslümanlar neden Müslüman?
 
Çünkü ebeveynlerinden, atalarından, geleneklerinden gördüklerini devam ettirdiler…
 
Aleviler neden Alevi?
 
Sünniler neden Sünni?
 
Neden Hanefiyim de Caferi değil? Neden Selefiyim de Şafii değil? Neden Maturidiyim de Eş’ari değil?
 
Çünkü anam babam…
 
Hayır! Böyle bir din afettir. Allah’ın elçilerine bakın. İnsanın gelişim sürecine bakın. Tanrı’nın mesajına bir bakın. Temel hedef insanların aklına ve vicdanına seslenmektir. Peki bir din adamı minbere çıkıp ‘İslam vahiy dinidir. Dinin akıl, mantıkla izahı yoktur. … Aklın mantığın bunu almıyor, bu yetersiz. Rabbim ne diyorsa doğru diyor” derse o insan elbette bir Taliban, ülkesi ise Afganistan olur!
 
Eğer bu sözler sana bir yerden tanıdık geliyorsa sustur o şarlatanı, bırak Allah’ın mesajı konuşsun. Tanrı’nın sesine kulaklarına tıkama! Eğer O’nun sana ‘Şah damarından daha yakın’ olduğuna inanıyorsan, içtenlikle Tanrı’ya yönel. O, yüzünü döndüğün her yerdedir. Tanrı aklın ve vicdanın kaynağıdır. Vicdanını ve aklını arındır.
 
Yazar: Ragıp Kamil İlbeyi
Çizer: Nahid Zamani

Leave a Reply