Notice: Undefined index: layout_mood in /home/erkinses/public_html/wp-content/themes/viewtube/header.php on line 186

“Afgan göçmenler arasında neden kadın ve çocuk yok?” sorusuna yanıt veriyorum.

Onlar arasında kadın ve çocuk olmamasının birkaç ana nedeni var;

1. Yeri yurdu işi belli olunca ailesini yanına almak istemesi,

2. Binlerce kilometrelik yolun neredeyse tamamını yürüyerek yada bazı yerlerde araçlarla geçmek zorunda olması,

3. Taliban’ın çocuk ve kadınlara erkeklere nazaran daha az zarar vermesi, nispeten güvende olmaları,

4. Kadın, çocuk, yaşlıların yaşayabilmesi için evin genç erkeklerinin ailelerine para gönderme zorunluluğu,

5. Afganlar Türkiye’de kiraladıkları evleri yer yatakları kaç kişiyi alıyorsa o kadar kişi ile paylaşıyorlar, bu ortam bir aile ortamı değil, kadın ve çocuklara uygun değil.

6. Afgan göçmenler genellikle öğle yemeği yemeden, kahvaltıyı ise margarin sürülmüş ekmek ile yaptıkları için zaten bir mutfağa da gereksinim duymuyorlar. Bir piknik tüpü ve tencere, akşamları Kabil pilav pişirmek için yeterli.

7. Yolda çetelerin, hırsızların, Talibanların olması, yol güvenliğinin olmaması, 8. İran askerlerinin sınır güvenliğini ihlal eden göçmenlere ateş açması, bu nedenle göç yolunda çok sayıda ölen olması.

Daha fazla uzar bu maddeler.

Korkmayın! Afgan göçmenler aslında Türkiye’de kalmak istemiyorlar. Ancak Türkiye’de kayıtlı her mülteci için AB ve pek çok vakıf milyonlarca avro ödeme yapıyor. Türkiye’nin doğusundan elini kolunu sallayarak girenler batı sınırlarını geçemiyor.

Çünkü birileri onların girmesini ancak çıkmamasını istiyor. İktidarın ve sermaye sınıfının da işine geliyor. İliklerine kadar sömürebilecekleri, sigorta yapmayacakları, yol ve yemek parası vermeyecekleri, ölseler kimsenin hesabını sormayacağı mülteciler, onlar için köleden başka bir şey değildir. Suriyeliler ve Afganistanlılar başta olmak üzere göçmenlere karşı yapılan ırkçılık ürkütücü boyutlara varmıştır. İktidar göçmenler için milyonlarca avro harcadığını iddia ediyor peki ne yapmış? Bu paraların hesabını, hiç bir sosyal yardım almayan, sokakta yada barakalarda yatıp karın tokluğuna çalışan göçmenlere sormayın!

Öte yandan Türkiye halkının büyük bir çoğunluğu fırsatçı, vicdansız, insanları sömürmekten utanmayan kişilerden oluşuyor. Elazığ ve İzmir depremlerinde ev fiyatlarına iki katı zam yapan ev sahipleri ile otel odalarını tavan fiyattan satanlar, ülke yanarken yangın söndürme türlerine, sulara, çadırlara, battaniyelere, ayranlara, yanmaz eldivenlere zam üstüne zam yapanlar en güncel örneklerdir. Büyük sermaye sınıfları göçmenleri, yoksulları, güçsüzleri nasıl sömürüyorsa, esnaf, hayvancılar, çiftçiler, orta ölçekli işletmelerin büyük bir çoğunluğu da aynı sömürüye ortak olmaktadır.

Türkiye’de insanların büyük bir çoğunluğu ırkçı olduğunu kabul etmese de ister Türk olsun ister Kürt, ister “72 millete bir nazardan baktıklarını”* iddia edenler olsun, halkın büyük çoğunluğu faşisttir!

Eğer göç bir işgal ise, Avrupa’da yaşayan Türkler birer işgalcidir! Kimse onları sürgün etmedi! Kimse onları zorla Avrupa’ya getirmedi. Daha iyi bir hayat için yurtlarını terk ettiler. Gittiler, yerleştiler, düzen kurdular, oralı oldular.

Afganlar da, Araplar da, Kürtler de, Türkler de tüm halklar bunu istiyor. Mutlu bir hayat!

Dünya eski dünya değil! Çizilen sınırlar bir engel değil! Dünyanın tüm canları eşittir. Halklar, diller, tenler kardeş, inançlar yoldaştır. Ekonomik kaygılar sizi insanlığınızdan çıkarmasın. Toprağın bitirdikleri hepimize yeter. Yeter ki adalet olsun!

Yaşasın birlikte yaşamak, Yaşasın sınırsız, mutlu bir dünya! Yaşasın barış!

*Eğer bir insan 72 millete bir baktığını iddia edip, Kürtçülük, Türkçülük yada Arap düşmanlığı yapıyorsa, yada kendisini soy ve inanç olarak ayrı bir sınıfa dahil edip başkalarını ötekileştiriyorsa o kişi faşist değil de nedir? İnsanların büyük çoğunluğu ırkçı olduğunu, çıkarcı olduğunu fark edemiyor. Ne yazık ki bu üzücü bir gerçektir. Bu nedenle el ele insan-ı kâmil makamına erişebilmek için çabalamalıyız.

Leave a Reply